Ahlak

Farabi ve Hikmet

farabi870 yılında Kazakistan Farab’da doğan ve 950 yılında Şam’da vefat eden Farabi şüphesiz Orta Çağ’ın en önemli Müslüman bilim adamı ve filozoflarından biridir. Düşünsel hayata katkılarından dolayı çağdaşlarınca Aristotales’in ardından Hace-i Sani (İkinci Üstad) olarak adlandırılmıştır. Siyaset felsefesi ve mantık alanında birçok eser vermiştir.

İbrahım Kalın’ın kitabı Akıl ve Erdem‘de zikredilmesi ve araştırmalarım akabinde Farabi’nin kaleme aldığı eserler hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olmaya karar verdim.

Farabinin İki Eseri : Fusûlü’l Medeni ve Tenbih Ala Sebili’s Sa’ade bize zamanın ruhundan bağımsız dersler sunuyor. Gerçek mutluluk, iyilik, ahlak, iyi yöneticinin vasıfları, alışkanlıklar, mantık ve daha birçok düşünsel konuda farklı yaklaşım açıları sunuyor.

Fusulü’l Medeni’den Notlar

 

Fazilet üzerine

İnsanın, kendisiyle iyi şeyler ve güzel fiiller yaptığı nefsi durumlar faziletlerdir; kötülükler ve çirkin fiiller yaptığı nefsi durumlar ise alçaklık, noksanlık ve aşağılıklardır.

Faziletler ahlakî ve aklî olmak üzere iki çeşittir. Aklî faziletler hikmet, akıl, akıllılık, zeka, anlayış mükemmelliği (cevdetu’l fehm) gibi aklî kısmın faziletleridir. Ahlakî faziletler ise, iffet, şecaat, cömertlik, adalet gibi arzuyla ilgili kısmın faziletleridir.

Alışkanlıkların gücü üzerine

Ahlakî faziletler ve ahlakî aşağılıklar (ahlak bozuklukları)  ancak belirli bir mizaçtan doğan fiillerin belli bir zamanda defalarca tekrar edilmesi ve ona alışık hale gelinmesiyle nefste meydana gelir ve yerleşir. Eğer bu fiiller iyi iseler, nefste meydana gelen şey, bir fazilet; kötü iseler bir aşağılık olacaktır.

İnsan, zıt yönde çalışan bir dış güç bulunmadığı takdirde, daha başlangıçtan itibaren, kendisine tabiî olarak daha kolay gelen bir fiili yapmaya sevkedilir.

Doğuştan bütün sanatlara mütemayil (ve hazır) olan bir kimsenin mevcut olması zor olduğu gibi, ahklaki ve akli bütün faziletlere tabii olarak tamamıyle hazır bulunan bir kimsenin mevcut olması da zor ve uzak bir ihtimaldir.

Ufak bir nüans

Kötü şeyler yapmaktan kendini alıkoyan (nefsini zapteden) kişi ile faziletli kişi arasında bir fark vardır, yani kendini frenleyen kişi, iyi işler yapmakla, faziletli fiiller yaptığı halde kötü fiilleri de sever onları da arzular dolayısıyla o, arzusuyla çarpışır ve (fiilinde) durumunun ve arzusunun kendisini teşvik ettiği şeyin zıddını yapar. O, iyi fiilleri yapar, fakat onları yaparken eziyet çeker. Faziletli kişi ise fiilinde durumunun ve arzusunun kendisini teşvik ettiği şeye uyar ve acı çekerek değil bilakis zevk alarak, severek, isteyerek iyi işler yapar.

Mutavassıt – Orta Yol & Durum

Faziletler, biri çok aşırı, diğeri çok eksik olduğu için herikisi de aşağı olan diğer iki durum arasında nefsin orta (mutavassıt) durum ve melekeleridir. Cömertlik, cimrilik ve israf arasında orta; cesaret (düşüncesizce) atılganlık ve korkaklık arasında orta; yumuşak huyluluk (el-hilm), aşırı öfke ve insanın hiçbir şeye kızmama durumu arasında orta bir durumdur.

2 Çeşit Orta

İtidal ve orta olma durumu 2 çeşittir: Kendi zatıyla orta ve izafi orta.

10 ile 2 arasında orta olan 6 rakamı kendi zatıyla ortadır. Herhangi bir izafiyete tabi değildir. İzafi orta ise kendisine izafe edilen şeylerin değişmesine bağlı olarak çeşitli zamanlarda artan ve eksilen ortadır. Fiillerde ve ahlakta kullanılan da izafi ortadır. Fiillerin kemiyet ve keyfiyetlerine göre orta miktarı değişiklik arz edecektir.

Hikmet

Hikmet insana gerçek mutluluğu bildiren şeydir. Ameli hikmet de mutluluğu elde etmek için yapılması gereken şeyleri bildirir.

Zıtlık üzerine

Bir zıdda sahip olan herşey varlık bakımından noksandır. Çünkü bir zıdda sahip olan herşey, bir eksikliğe sahiptir. Bu bakımdan her zıtlık kendi varlığı için zıddının yokluğuna (zeval) muhtaçtır.

Kötülük asla mevcut değildir

Bu evrendeki herhangi bir şeyde kötülük yoktur; varlığı insan iradesiyle olmayan herhangi birşeyde asla mevcut değildir, bilakis onların hepsi iyilik (hayr)tir.

Faziletli insanın ölüme bakışı

Faziletli insan ölümle sadece ölümden sonraki mutluluğunun arttırılmasına vasıta olan fiilleri çoğaltabilmeyi kaybeder. Bu sebepten, onun ölüm hakkındaki endişesi, ölümle kendisine gerçekten çok büyük bir kötülüğün ulaşacağını düşünen kişinin endişesi olmadığı gibi, daha önce kendisine gelmiş olan ve şimdi, ölüm vasıtasıyla, elinden çıkacak olan büyük bir iyiliği kaybedeceğini düşünen kişinin endişesi de değildir. Bilakis o, ölüm vasıtasıyla kendisine hiçbir kötülüğün asla ulaşamayacağını ve ölümü anına kadar kendisine gelmiş olan iyiliğin kendisiyle beraber olduğunu ve ölümle kendisinden ayrılmayacağını düşünür.

Tenbih Ala’ Sebili’s Sa’ade – Mutluluk Yolu

Farabi’nin “Mutluluk Yolu”  bu kitaptaki ikinci bölümü oluşturuyor. Mutluluğun iyi (hayr) olduğunu, bu sebepten arzulanan bir yanı olduğunu belirten Farabi mutluluğu kazanmak için yollar ve açıklamalar sunuyor.

 

Mutluluğun tabiatı üzerine

Mutluluk elde edildikten sonra, onu kendisinden başka bir amaca yöneltmeye asla gerek duymadığımızı neticede anladığımıza göre, mutluluğun, hiçbir zaman başkasından dolayı değil, bizzat kendisinden dolayı tercih edildiği ortaya çıkmıştır.

Mutluluğu elde ettiğimizde, onunla birlikte ondan başka herhangi birşeye ihtiyacımızın olmadığını görürüz. Böyle olan herşey, kendi kendine yeterli olmaya en layık olan şeydir. Bu sözün doğruluğunun delili, her insanın, bizzat kendi tahmin ve takdirine dayanarak, mutluluğun tek başına yeterli olduğu inanç ve kanaatini taşımasıdır.

Mutluluğa ulaşma yolu

Mutluluğa kötülükle ulaşılamaz, burası aşikar. “İyi” iyi olduğu için amaçlanmadığında onunla da mutuluğa ulaşılamaz. İnsan iyi’yi sadece iyi olduğu için tercih ettiğinde, yani onunla zenginliğe veya mevkiye ya da benzeri birşeye ulaşmak amaçlanmayıp bizzat kendisi için tercih edildiğinde ancak onunla mutluluğa erişilebilir.

Zamanın ruhundan bağımsız dersler sunan Farabi, eserleri tekrar tekrar okunması gerekli bir şahsiyet.